Gulyabani: Halkın Korkulu Rüyası Bir Edebiyat Klasiği

Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinden günümüze kadar gelmiş bir korku ve fantastik edebiyatı klasiği Gulyabani’ye kısa bir bakış attık.

1913 yılında Hüseyin Rahmi Gürpınar tarafından halkın batıl inançlarıyla dalga geçmek için amacıyla yazılmıştır. Daha sonra ise kulaktan kulağa yayılarak başka bir tartışmanın fitilini ateşleyen bir kitap olmuştur. Gulyabani yapısı gereğiyle, eleştirel bir tavır takınmaktadır. Peri, cin, gulyabani inanışlarıyla alay etmek ve hicvetmek kitabın var oluş amacıdır.

Kitap çok sevilir hatta bir okuyucu Hüseyin Rahmi Gürpınar’a mektup yazar ve “Neden bu tarz halk inanışlarını, batıl inançlarını konu alan başka kitap yazmadığını” sorar. Hatta günümüzdeki bazı Gulyabani baskılarında bu mektuba ve yazarı Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın cevabına yer verirler. Gürpınar mektupta özetle, “Bir natüralist ve realist olduğum için, bilimsel gerçeklikleri doğru kabul ettiğim için bundan başka eserler yazmak istemiyorum” cevabını vermiş. Ama artık çok geçtir. Kitabı, o istese de istemese de çoktan halk efsanesine dönüşmüştür.

Üzerinden yüz seneden fazla bir zaman geçmesine rağmen, Gulyabani hala insanı dehşete düşürebilen, merakla, soluk soluğa okunan bir roman olma özelliğini taşımaktadır. Daha önce değerli hocam , kıymetli arkadaşım Mehmet Berk Yaltırık’ın bir incelemesini okumama ve kitabın sonunu bildiğim için kitaptan alacağım keyif düşer diye bekliyordum ama hiç de öyle bir şey olmadı. Sanki hiç sonunu bilmiyormuşum gibi aynı heyecanla okudum. Hatta değerli dostum Gulyaban için, “İlk gayri resmi korku romanımız” benzetmesini yapmıştı ve gerçekten de çok haklı olduğunu fark ettim.

Bilmeyenler için kitabın, sürprizini bozmadan ancak şu kadarını anlatabilirim.

Olaylar hoppa bir genç hanım olan Munise’nin etrafında dönmektedir. Annesi ve babası, o çok küçük yaştayken ölünce, ahali bunu geyindip eline bir de bir çeyiz tutuşturup yaşlıca bir adamla evlendirirler. Eşiyle geçinemeyen Munise bir süre sonra evinden kaçar ve Ayşe Hanım adındaki bir tanıdık vasıtasıyla iş arar. Bir köşkte hizmetçilik görevi bulurlar kendisine. İkisi köşk yolundayken Ayşe hanım Munise’yi korkutan şeyler söyleyip durur. İmalı ve bir o kadar gizemli şeyler söylemektedir. O köşkte olanları kimseye anlatmaması, asla içeride olanları dışarıda anlatmaması gerektiğini söyler. Munise; merak, korku ve gerilimi iliklerine kadar hissetmektedir. Onunla birlikte okuyucu da gerilmeye başlar. Daha sonra Köşke varınca Çeşmi Felek Kalfa ve Ruşen adındaki iki hizmetçiyle daha karşılaşır. Sonrasında olayla iyice çığırından çıkar. Geceleri sesler duymaya, irkilerek uyanmaya, doğaüstü olaylar deneyimlemeye başlar. Munise ilk başta bunlara kulak asmaz ama daha sonra… İşte bundan sonrası kitabı okumayanlara sürpriz olsun.

Kitapta bolca gotik pasajlar okuyoruz. Hüseyin Rahmi Gürpınar o dönem gerçekten yapılmayanı yapmış ve bunları gerçekten bilinçli yapmış. Frankenstein okuyup da aklına bu tip bir korku yaratığı yaratmak fikri gelmiş bilemeyiz ama kitapta günümüzün klasikleşmiş korku öğeleri olan; karanlık yıldızsız geceler, tekin olmayan ortamlar, sesler ve yaratıkları bol bol görüyoruz. Okuduğunuzda eminim i siz de büyüleneceksiniz.

Popüler Kültürde Gulyabani;

Gulyabani’yi kitabından daha çok “Süt Kardeşler” filmiyle tanıyoruz. Bu filmi duymayan bilmeyen yoktur herhalde. Şener Şen, Kemal Sunal, Halit Akçatepe gibi efsane isimlerin baş rollerinde bu film, direk Gulyabani kitabından esinlenmiştir. Kitap ile film sadece köşk ve yaşlı bunak kadının aynı olmasıyla birbirine benziyorlar. Geri kalanı ise komedi ile süslenmiştir. Bu film yüzünden bir neslin ortak çocukluk kabusu olmuştur Gulyabani.

Aynı zamanda 2000’li yılların başarılı Rock sanatçılarından Aylin Aslım’ın da “Gulyabani” diye bir şarkısı bulunmaktadır. Bu harika şarkının video klibi Süt Kardeşler filmine göndermelerle doludur. Hatta filmde ki Gulyabani ve bazı sahneler aynen restorasyonlu haliyle kullanılmıştır. Şarkı çok geniş kitlelere ulaşmış 2000’li yıllarda beğeniyle dinlenmiştir.

Yine 2000’li yıllarda YouTube’da “Ghoulyabani” adında bir video ile adını duyurmuştu. Tüyler ürperten bir müzik eşliğinde, Süt Kardeşler filminde ki o korkunç Gulyabani’nin gezindiği sahneler özenle birleştirilmiştir. Gayet başarılı olan bu video kulaktan kulağa, elden ele gezinmişti sonradan ise video ortalıktan kayboldu. Bulabilen olursa bize de gönderirse seviniriz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir