İNCELEME

Aquaman Filmini İnceledik | Bölüm 1- Spoiler Yok

Başrollerinde Jason Momoa ve Amber Heard’in bulunduğu Aquaman filmi izleyicisi ile buluştu. Filmi incelemesini iki bölüme ayırdık. İlk bölümde filmi izlemeyenler için "Spoilersız" şekilde anlattık.

Fragmanlarıyla “Acaba DC bu sefer gerçekten iyi bir film çıkarabildi mi?” sorusunu akıllarda döndüren filmi sizler için filmi izledik ve inceledik. İşte spoilersız incelememiz!

Aquaman izlerken fark edeceğiniz ilk şey –ve belki de en önemli şey- film size “Aman önce Arthur’un güçlerinin farkına vardığı zamanı anlatayım sonra bunları kullanmayı öğrendiği zamanı anlatayım.” falan demiyor. Filmin hikayeyi sıralı verme gibi bir derdi yok. İzleyici, karakteri Justice Leauge filmde zaten gördüğü için o kadar rahatlar ki film boyunca hiçbir şeyi kasmamışlar. Aquaman, öğrenmemiz gereken şeyi,  zamanı gelince bize ne çok uzun ne de çok kısa tutulan geçmiş sekanslarıyla veriyor. Bu türdeki filmlerin hep gördüğümüz bu klasik formülünden bıkanlar –mesela ben- eminim bu ‘yeni’ stili seveceklerdir. Gerçi yine bu ‘yeni’ stil sebebiyle filmin çok bodoslama başladığını söylemeden edemeyeceğim. Hem filmin başlangıç sekansı hem de Mera’nın gelişi çok ani oldu. İlk birkaç dakika bu duruma alışamasam da sonradan ben de tempoya ayak uydurmayı başardım.

Filmle ilgili “DC’nin ilk Marvel filmi” söylemini mutlaka duymuşsunuzdur. Öyle miydi? Bence evet ama bunu kötü bir şey olarak anlamayın lütfen. DC sonunda izleyicinin; sırf şirket CGI bütçesini az tuttu diye ekran ışığının yüzde yüze kadar kısıldığı, içinde birbiriyle uyuşmayan sekanslar olan, her cümlesi ayrı bir senaristin elinden çıkmış gibi görünen ve film demeye utandığımız yapımlar görmek istemediğini anlamış ve her şeyi siyah değil de olduğu renkte gördüğümüz eğlenceli, izleyiciyi sıkmayan ve geniş bir kitleye hitap eden bir film yapmış demek bu cümle. İyi de yapmış yani, gına geldi DC’nin başarısız yapımlarından.

Peki bu demek mi film mükemmeldi? Tabii ki de değildi. Filmin başı ve sonu aşırı kısa, ortası ise aşırı uzundu. Sadece yapılması için yapılmış sahneler ve espriler vardı, bence bir yere bağlayamadıkları bir iki sahne de vardı ama kötü bir film miydi? Asla değildi. Şahsen filmi izlerken iyi zaman geçirdim ve iki sahne dışında durup “Bunlar ne yapmış ya?” diye düşünmedim. Bu sahnelerden biri bence bir yere bağlayamadıkları sahnelerden fakat maalesef ki spoiler olduğu için burada söz edemem ama eğer filmi izlediyseniz spoilerlı incelemeden okuyabilirsiniz, ikincisi ise muhtemelen gözden kaçan küçük bir hataydı ama beni çok güldürdü. Filmde adamın tekinin bacağına kolon düşüyor fakat Arthur kolonu kaldırdıktan sonra adam sanki bacakları ezilmemiş gibi koşarak sahneden çıkıyor. Bence filme bir tarz katmış yani 🙂

Jason Momoa’nın Aquaman rolüne baya adapte olduğu duyan, gören, bilmeyen kalmadı zaten. Galada haka dansı falan da yapmış, iyice kaptırdı kendini ama ben kendisine her baktığımda Khal Drago’yu görüyorum. Kendisini Buz ve Ateşin Dünyası’ndaki en somurtkan adam olarak görünce filmdeki espriler ve adamın yaptığı mimikler beni pek bağlamadı. Kötü müydü? Hayır ama bana göre kendisi Khal Drago ve Khal Drago’nun ne işi olur Atlantis’le?

Benim en çok merak ettiğim ve nasıl bir performans sergileyeceğinden pek emin olamadığım kişi Amber Heard’dü. Kendisini çok severim fakat bir türlü oyuncuyu Mera karakteriyle bağdaştıramamıştım. Ta ki filmi izleyene kadar elbette. Bence kendisi gayet başarılıydı. Daha iyi olabilir miydi? Evet çünkü rolün üstüne bir şeyler eklemekte sakınca görmüyorum, her zaman daha iyisi yapılabilir ama elimizdeki standartlara göre gerçekten iyi bir performanstı ve her ne kadar Jason Momoa benim için GoT sınırları dışına çıkamamış olsa da Amber hanımefendilerle güzle bir ritim yakalamışlar bence.

CGI’dan falan bahsetmek gerekirse Justice Leauge rezaletinden sonra harika bir CGI’dı gerçekten. Atlantis’teki bazı sahnelerin gereksiz parlak –aşırı parlak- olması dışında benim için iyi bir çalışmaydı zaten isterlerse o rezalet filmden sonra bir daha CGI’ı boş versinler… Sonra görürdük neler oluyor…

Uzun lafın kısası Aquaman hatalarına rağmen iyi bir filmdi. DC’nin sinema evreninde böyle büyük bir düşüşten sonra böyle büyük bir gelişme görmek gözlerimi yaşarttı cidden. Stüdyonun bu başarısını devam ettirmesini diliyor ve Shazam’ın bu filmden de güzel olmasını istiyorum çünkü SHAZAM!

Selin Çolak

Selin Çolak

Babasının çizgi romanları ile büyümüş bir kız hayal edin. Büyürken sadece çizgi romanlarla yetinmeyip kitaplar, filmler ve dizilere de el atmış o kız benim.

Yorum Yaz

Yorum yazmak için tıklayınız