İNCELEMELER Kitap

Patrick Rothfuss – Sessizliğin Müziği İncelemesi

Bir Patrick Rothfuss hayranı olarak, sitenin ilk kitap incelemesi bu kitaba rastgelmesine sevinsem mi? yoksa henüz serinin 3.kitabı olmadığına üzülsem mi bilemedim.

Kafamda deli sorular ile kitabı okumaya başladım.

Ha “okudum zaten aslanım biliyorum” diyorsanız yumulun bakalım.

 ***

Patrick Rothfuss, 1973 doğumlu Amerikalı yazar. Şu ana kadar yetişkinler için yazmış olduğu 3 romanı bulunmaktadır. Kariyerinin henüz başlarında bir yazar olmasına rağmen ilk kitabı Rüzgârın Adı ile çok geniş bir hayran kitlesine ulaştı. Kitapları 32 dile çevrildi ve şimdiden Yüzüklerin Efendisi gibi fantastik kurgunun klasikleri ile anılmaya başladı..ki bizce de bu onuru sonuna kadar hak ediyor.

Ama kendisinin de söylediği gibi maalesef “Koşan bir kaplumbağa kadar yavaş” yazıyor.

Düşünün ki, 5 yıldır Kralkatili Güncesi 3.Gün’ü bekliyoruz. Bu 5 yılda yakın arkadaşı Brandon Sanderson 14 kitap tamamladı (Evet yok artık!) ve bu 14 kitap günümüz birçok yazarın yaptığı gibi maddi kaygılar için yazılmış romanlar değil, adam bu kitaplarla HUGO dahil birçok  aldığı ödül aldı.  

Rothfuss’un da röportajlarında bahsettiği gibi yavaş yazması, yazamadığı için değil. 1000 küsur sayfayı harf harf içine sinene kadar defalarca silip tekrar yazması ve mükemmeli bulana kadar denemesi yüzünden bizim istediğimiz hızda ilerlemiyor, ha yavaş yazması can sıkıcı tabii ama bu detaycılığı ve mükemmeliyet takıntısı sayesinde inanılmaz güzel 2 roman okuduk.

Kralkatili Güncesi’ni yazarken yarattığı karakterlerden ikisi vardır ki, Rothfuss için çok özeldir. Hatta Rüzgarın Adı ve Bilge Adamın Korkusu’nda bu karakterlerin geçmişleri hakkında uzun bölümler olduğu ama sonradan çıkarıldığı düşünülmektedir.

Ama bu kitap bu çıkarılmış bölümlerin toplanmış hali değil.

Rothfuss’un niyeti 2012 yılında George Martin ve Gardner Dozois tarafından düzenlenen Rogues antolojisinde bir kısa hikaye ile yer almaktı. Auri’yi o zaman yazmaya başladı.

Ama zamanla Auri öyküsü 14.000 kelimeye ulaştı ve işlerin istediği gibi gitmediğini fark etti. Yazdığı şey çok uzundu ve tuhaftı. Kendi deyimi ile, Auri yazdıkça derinleşen ve gizemlerle dolu bir karakter olduğu ortaya çıktı. Rogues’un temasına itafen, oyunbaz bir karakter değildi. Açıkça antoloji için de uygun değildi. Hepsinden öte bu artık bir kısa hikaye değildi. 

Rothfuss buradan sonra bir karar verdi. Kalemini daha sıkı kavradı.  Auri’ye hak ettiği özgürlüğü vermesi gerektiğini düşündü ve bu özgürlük 30.000 kelimeye dayanan bir öyküye dönüşecekti.

İşte Auri’nin hikayesi böyle hayat buldu.

Bu kitap tamamen ama tamamen Auri hakkında.

“Bu kitabı satın almak istemeyebilirsiniz” diyerek başlıyor Rothfuss. Bir yazarın kitabını almayın, diye yermesi alışılagelmiş bir şey değil. Ama haksız da değil hani,bu kitap sevdiğiniz Rothfuss kitaplarından çok farklı

  • Kitap boyunca tek bir dialog olmadığı gibi Auri haricinde başka kimse de bulunmuyor.
  • Bir kitabın her zaman ki yaptığını yapıp başlayıp-bitmiyor
  • Alıştığınızın aksine tuğla gibi de değil. İncecik ama 179 sayfanın her biri insanın yüreğinde sıcacık bir tat bırakıyor.
  • Aksiyon bekliyorsanız boşuna. Ne Kralkatili Güncesi gibi bol maceralı, ne de görmeyi beklediğimiz  insan var.

Auri belki de Patrick Rothfuss kitapları içindeki en gizemli karakter. Nerede nasıl yaşar, Şeyaltı’nda neler yapar, bir günü nasıl geçer. Kvothe ile her buluşmasında getirdiği hediyeleri nereden, nasıl bulur. İşte tüm bunları öğrendiğiniz sıcacık bir öykü okuyacaksınız.

– Klasik Patrick Rothfuss kitapları gibi tuğla kalınlığında olmamasına rağmen 179 sayfayı hangi ara okuduğunuzu anlamıyorsunuz bile

– Bize göre Auri, 3.kitap için çok önemli bir karakter. Simya yeteneği olarak Akademi’deki herkes den daha güçlü. Bunun sebebi isimlerde ve dünyaya bakış açısında saklı.

– Auri, ilerleyen zamanlarda Kvothe’a çok yardımı dokunacak. Hatta ufak bir ip ucu verelim. “Doors of Stone” (haydi bulun bakalım!)

– Akademi’nin derinliklerinde neler oluyor. Devasa yapının bize anlatılmayan kısımlarında neler dönüyor. Auri’nin fıldır fıldır gezintileri sayesinde bu yapıyı daha yakından tanıyoruz.

– Bir süre sonra Auri’nin cisimlere, mekanlara taktığı isimleri o kadar benimsiyoruz ki, kurduğumuz duygusal bağ diğer kitaplardaki gerçek karakterlere karşı hissettiğimizden daha güçlü oluyor. Foxen’in hep parlak hep mutlu olmasını istiyoruz.

– Kitap boyunca tek bir dialog olmaması ya da Auri haricinden başka karakter bulunmaması insanı kesinlikle sıkmıyor. Çünkü Auri 10 karaktere bedel.

– Kralkatili Güncesi’nden alışık olduğumuz aksiyonu bol bir öykü değil, aksiyon sahnesine en yakın şey birinin sabun üretmesi, tam sekiz sayfa boyunca hem de ama bunu anlatan Rothfuss olunca tebessüm ederek okuyoruz.

– Rothfuss bile bu bir hikaye kitabı değildir dese de inanmayın! Bize göre bal gibi bir hikaye kitabı. Bize Auri’nin hikayesini, aurivari bir şekilde anlatınca ortaya sıra dışı bir öykü kitabı çıkmış, insan kitabın anlatım diline aşık oluyor.

– Kralkatili Güncesi 3.kitabı bekleye bekleye nasır bağladık. Patrich Rothfuss inanılmaz yetenekli bir yazar.

– Çok çok yavaş yazmasına rağmen kelimeleri öyle bir sıra ilee diziyor ki sanki bir harfin yeri değişince kitap kendini yok edecek. Sırf Patrick Rothfuss’un kaleminin tadını için bile okunur

– İçindeki 31 ilistruasyon bir harika, Nathan Taylor inanılmaz bir iş çıkarmış. Okumaya ara verip bol bol resimleri incelemenizde fayda var, diye düşünüyoruz.

Sonuç…Bu kitap ile birlikte Patrick Rothfuss kitaplarının hepsini okumanızı öneriyoruz. Son yılların en başarılı fantastik kurgu yazarlardan birisinin kitapları, özellikle dilimize kazandırılmış kitapları, kitaplığınızın en güzel yerini hak ediyor.

Yorum Yap

Yorum yapmak için tıkla