Edebiyat

Nebula ve Locus Ödüllü “Gökteki Bütün Kuşlar” Raflarda!

Charlie Jane Anders’ın 2017 Hugo ve Nebula ödüllü Gökteki Bütün Kuşlar romanı dilimize çevrildi ve raflardaki yerini aldı.

Kuşlarla konuşabilen, kendisine cadı diyen Patricia Delfine ve zamanda iki saniye ileri gitmeyi sağlayan bir zaman makinesi icat eden bilim insanı Laurence Armstead‘in yolları çok küçük yaşta kesişmiştir.

Patricia Delfine yeteneği yüzünden okul hayatı boyunca dışlanan birisi olmuştur ta ki Laurence Armstead ile tanışana kadar. Laurence dahi derecesinde zeki bir çocuktur ama o da bu sıra dışı yeteneği yüzünden kendisini ailesine, okuluna ait hissetmemektedir. Bu iki dışlanmış çocuk birbirlerinin yanında mutlulardır ama bu birliktelik, büyü ve bilimin ortaklığı büyük bir savaşı, insanlığın yıkımını ve nihayetinde kıyameti başlatıyor.

All the Birds in the Sky Türkçe adıyla Gökteki Bütün Kuşlar M. Boran Evren çevirisi ile raflardaki yerini aldı. Değişik bir bilimkurgu deneyimi yaşamak isteyen okuyuculara duyurulur.

Künye ve Arka Kapak Yazısı

Yazar                   : Charlie Jane Anders
Türü                    : Bilimkurgu
Çeviri                  : M. Boran Evren
Orijinal Adı        
: All the Birds in the Sky
Yayınevi              
: İthaki Yayınları
ISBN                     
: 9786053757696
Çıkış Tarihi         
: Ocak – 2018
Sayfa Sayısı        
: 384
Fiyatı                   
: 28TL

SATIN AL

Locus En İyi Roman Ödülü

Nebula En İyi Roman Ödülü

Crawford En İyi Roman Ödülü

“Tekinsizi böylesine özgürce, büyük fikirleri böylesine harikulade işleyen Rüyanın Öte Yakası ve Bulut Atlası gibi başyapıtların arasına bir yenisi daha eklendi.”

–Michael Chabon

“Muhteşem bir roman. Büyü ve teknolojinin, neşe ve hüznün, romantizm ve bilgeliğin olağanüstü bir sentezi. Kesinlikle okunmalı.”

–Lev Grossman

“Bilimkurgu-fantazi dünyasının her kuşağında usta bir absürdist bulunuyor. Gökteki Bütün Kuşlar‘da ispat ettiği üzere, 1980 kuşağınınki de Charlie Jane Anders. Kesinlikle öneririm.”

–N.K. Jemisin

Kuşlarla konuşabilen ve kendisine cadı diyen küçük bir kız ile zamanda iki saniye ileri gitmeyi sağlayan bir zaman makinesi icat eden, bambaşka diyarların hayalini kuran küçük bir oğlanın kesişen yolları; doğanın insanlarıyla bilimin insanları arasında büyük bir savaşı, insanlığın yıkımını ve nihayetinde kıyameti başlatıyor.

Patricia Delfine diğer insanlardan farklıydı. Doğanın dilini, gökyüzündeki bütün kuşların ne söylediğini anlayabiliyordu. Gençlik yılları, içindeki doğaya kaçma ve cadı olma arzusu ile bulunduğu yere ait olmadığı hissi yüzünden ailesi ve okuldaki diğer çocuklar tarafından baskı ve zorbalığa uğrayarak geçmişti. Herkes ondan uzak duruyordu, bir kişi dışında: Laurence Armstead.

Laurence Armstead yaşına göre fazla zeki bir çocuktu. İki saniyelik, hiçbir işe yaramadığını düşündüğü bir zaman makinesi icat etmiş, çocukluğu ailesi tarafından ihmal edilerek ve ergenliği de okuldaki zorbalar tarafından itilip kakılarak geçmişti. O eve, o aileye, o okula ve insanların arasına ait olmadığının farkındaydı.

Ve toplumdan dışlanmış iki sıradışı çocuğun yolları bir tesadüf sonucu kesişirken dünyanın sonunu şekillendiren kader ağlarını örmeye başlayacaktı. İşinin ehli bir suikastçı, Laurence’ın dolabının içinde yarattığı bir yapay zekâ, tek sözcükle insanları lanetleyen cadılar ve büyücüler, başka gezegenlere açılacak kapılar inşa eden biliminsanları…

Belalar ve mucizelerle dolu hikâyelerini başlatan o küçük tesadüf onları bir kere buluşturduktan sonra hayat belki büyü belki de bilim Patricia ve Laurence’ı tekrar tekrar karşılaştırmaya devam edecekti, onlar tek bir şeyi anlayana dek: Aralarında yok edilemez şeyler olduğunu.