Gına getirmeden, gözümüze sokulanlara takılmadan, genişletilmiş evrene yayılmadan, gücü uyandırma gayretinde olan bir değerlendirme geliyor Yüksek Şatodaki Tuhaf Adam’dan…

Güç gerçekten uyandı mı bilmiyorum ama Türkiye’de bile “Star Wars” deyince uyumayan kalmadı. Bu ve benzeri filmlerin, kitapların, oyunların ya da müziklerin ana akım dışında kaldığı zamanları özlüyorum. Elbette popüler olmalarıyla birlikte çok daha büyük kaynaklarla çok daha çarpıcı işler ortaya çıkıyor. Gerçi Star Wars her daim popüler kültür öğelerinden biri ola geldi ancak artık BİM’de ürünleri satılıyor, yaşını başını almış annem bile Darth Vader taklidi yapıyorsa olayın çok ayrı yerlere gittiğini söylemek gerekiyor.

Bir de daha gelmeden her yerde dillere pelesenk olup biraz kendini soğuttu mu ne?

Star Wars: Güç Uyanıyor ile ilgili onlarca yazı okuyacaksınız ve gına gelecek biliyorum. Bu yüzden ben olabildiğince kişisel ve herkesin değindiği noktalardan biraz daha uzak alanları sizler için aydınlatmaya çalışacağım. Mümkün oldukça genel tespitleri hızlıca geçip, ana karakterlere çok az dokunup ve konu dışına çıkarak ilerleyeceğim.

Bundan sonrasında bol Sürprizbozan (SPOİLER) olduğunu belirterek devam edelim.

Filmi izlemediyseniz yazının devamını okumayın. 

tfa_poster_wide_header-1536x864-959818851016

Yeni filmin de artık yeni bir dönemi ve yeni bir hikayeyi anlatıyor olmasıyla birlikte Cumhuriyet, Direniş, İlk Düzen (First Order), Çeteler vb. çok taraflı ve çok yönlü bir galaksiye perde açıyor olduğunu görüyoruz.

İmparatorluğun küllerinden yükselen First Order ve Cumhuriyet ile destekçisi Direniş’i yepyeni ve zorlu bir sınav bekliyor keza “şekil değiştirse de karanlık tarafın niyetleri değişmedi” diye açık açık uyarıyor film bizi…

Pek çok alt okumayı, siyasi göndermeyi ve yeni evren tanımlamalarını bu işte uzman kalemlere bırakacağım. Bir sinefil ve kurgucu olarak daha ziyade hikayenin akışına ve izlemine değineceğim.  

Karaktersiz Yeni Bir Umut

star-wars-universeAbrams’ın sevdiği “öncesi bilinmeyen karakter gizemi” burada da fazlasıyla mevcut. Rey kimleri bekliyor? Ren nasıl karanlık tarafa geçmiş? Finn neden bu kadar insancıl ve saf? Taa Lost’tan beri gördüğümüz bu formül ama az, ama çok her filminde yer alıyor.

Peki Ya Ruh ?

Pekiyi, diğer Star Wars filmlerindeki ana kahramanı daha gençlikten hatta çocukluktan tanıyıp uzun uzun geliştirmesine ve değişmesine tanık olduğumuz “Star Wars Ruhu” bu filmde yok. Bu hikayeyi ve galaksiyi zayıflatmıyor mu? Karakterlerle özdeşlik kuramadığımız için onları birer tipe dönüştürmüyor mu? Abrams ve ekibi hızlı bir film için derinliğinden ödün mü veriyorlar? Bu sorulara verebileceğim net bir yanıtım yok ancak unutmamak gerekir ki Abrams bir bayrak devralıyor. Eski izleyicileri memnun ederken seriye yeni bir boyut, yeni izleyicileri de heyecanlandırabilecek bir katman oluşturmaya çalışıyor. Bu kolay değil. Ancak ben “Güç Uyanıyor” ile bunun altından kalkmayı başardığına inanıyorum. Fakat bu tercihle peşindeki filmlere çok fazla misyon yüklüyor. Şahsi olarak devamında gelecek filmlere karşı umudum yüksek.

Baba oğul göndermesini ve maskenin altındaki sürprizi erkenden gösterdiği için hayıflanan izleyicilere Abrams’ın her ne kadar sonlar konusunda zayıf bir yönetmen olsa da başarılı bir yönetmen olduğunu hatırlatmak gerek. Senaryo ve yapım ekibinin de yenlerinde saklı birkaç numarası daha olmasa eteklerindekileri bu kadar hızlı dökmezdi diye düşünüyorum. Bizleri çok daha şaşırtacak ve ilk filmdeki “eksikli” yerleri bir tür flashback ile anlatacaklar diye düşünüyorum. Elbette bu kulağa güzel gelse de daha evvel değindiğim konuya geri dönmüş oluyoruz. Bu yaklaşım Star Wars ruhuna aykırı değil mi?

Eğer anlatmamayı veya akış içinde ufak göndermelerle geçip gitmeyi planlamışsa da film bence “eksik” kalmış olacak. Diziler, animasyonlar, kitaplar ya da oyunlar için açık kapıları özellikle bırakıyorlarsa ve gelecek filmlerde anlatmazlarsa bu gerçekten büyük bir hayal kırıklığı yaratacaktır. Sonuçta herkes filmi bir bütün olarak görmek ve izlemek istiyor. Elbette film bu haliyle de bir bütün ancak hayranları için havada kalmış yerler çok göze batıyor.  

Karşımıza “Starkiller Base” yani gezegen kılığına girmiş bir deathstar çıkarmayı da pek çok kişinin dediği gibi kolaya kaçmak olarak görmüyorum. Daha büyük Ölüm Yıldızı’na karşı olan bir yığın eleştiriye de katılmıyorum. Eski izleyicilerin mest olarak izlerken yeni izleyicilerin de büyüleneceği bir ayrıntı olmuş kanaatimce. Daha evvel de dediğim gibi hadi bu da aradan çıksın havası olmasına rağmen zaten orijinal üçlemenin İmparatorluğun güçlü ve yok edici oyuncaklarına karşı verdiği mücadele olarak özetlenebilecek hikayesini ileriye klonluyor yalnızca. Belli ki devam filmlerinde bizi apayrı ve daha büyük (?) tehditler bekliyor.

Bölüm Yedi mi? Yemedi mi? 

Zannediyorum herkesin hem fikir olduğu konu Güç Uyanıyor’un atmosferi ve dokusu. Adeta eski üçlemenin bıraktığı yerden devam eder gibi galaksinin uçsuz bucaksız, yeri geldiğinde adeta vahşi batı dokusu bu filme çok iyi yansımış. Kıyafetler, robotlar, dövüş sahneleri, manzaralar… Arka planda her şey yerli yerinde görünüyor…

R2D2-BB8Tüm serinin gizli kahramanının R2D2 olduğunu düşünürsek benim BB-8’den beklentilerimin yüksek olduğunu söylemem gerek, umuyorum kendisini bol bol görürüz. Her sahnesini keyifle izledim… Robotların da filmde az ve öz olanı makbul oluyor kanaatimce.

Harrison Ford bence en iyi performanslarından birini veriyor. Daha ilk cümlesinden itibaren Han Solo’nun kaldığı yerden devam ettiğini hissediyorsunuz. “Ben” ile yüz yüze geldiğinde ise “Seni seviyorum oğlum…” sözünü bekliyorsunuz ama gelmiyor çünkü o prensese karşı bile o cümleyi kurmamıştı. Ben ya da Ren, her ne boksan artık, bu kadar ergenlik, bu kadar oidipus kompleksi nedir ya… Anana bacına da küfredemiyorum, sana dedenin son anlarını anlatmamışlar belli ki onun yarıda bıraktığı işin peşindesin…

Serinin erkek egemenliğini kırmak için başrolde kadın bir jedi çok şablon bir çözüm görünse de kesinlikle kötü durmuyor. Biraz daha karakter derinliği olursa Rey’i seveceğiz bence ki Finn’le hemen öpüşmemesi de ne kadar namuslu olduğunu gösteriyor. Her şey hızlı giderken bu ilişki ağırdan seyredecek belli ki…

Finn zenci, Poe hispanik, kaçakçı çeteler İskoç, uzak doğulu vb. Abrams’ın kafası biraz Star Trek’te kalmış olabilir mi? Uzaydaki farklı ırkları ve kültürleri tam anlayamamış mı diye düşünüyorum? Bunun altını dolduracak bir şey beklemiyorum ilerleyen filmlerde ama olursa bana bile takla attırır.

Filmdeki duygusallığın iyi verilemediği ve bir robotun bizi daha çok duygulandırdığı gibi koskoca bir dağı atlayarak yavaş yavaş eleştiri dozunu arttırmaya başlıyorum.

Kay Lo Ren Mi? Finn Le Rey Mi?

İlk çıkan Star Wars: A New Hope etkisini elbette beklemiyoruz. Algı değiştiren bir ilk olan filmle karşılaştırmak belki konu paralelliği sebebiyle mümkün olabilir ancak Güç Uyanıyor’un algı değiştirecek bir farkı ya da yeniliği yok ne yazık ki… Serinini iyi bir devam filmi ya da ara filmi olarak duruyor ve öyle de konumlanıyor.

Filmi yakın zamanda izlemiş olmamızın gazı da halen kanımızda dolaştığı için ilerleyen zamanda daha fazla takılacak ya da daha fazla beğenecek detay bulacağız elbette ancak şöyle kısaca altını kazıyacak olursak…

En büyük eleştirim her şeyin çok çabuk olup bitmesi. Tempo yüksek ve aksiyon tam gaz. Kimin ne olduğunu sindiremeden her şey çabucak olup bitiyor. Biraz da belki buna bağlı olarak karakterler oturmamış. Geçmişleri gizemli, motivasyonlarını nereden aldıkları çok açık değil ve hızlıca gelişim gösteriyorlar. Eski karakterler dışında empati kurabileceğiniz kimsecikler yok gibi oysa ki hem Rey hem de Finn çok eğlenceli görünüyorsa da birer tip olarak kalıyorlar. Kylo Ren ise zaten bildiğin ergen…

Gezegen Puff Olup Uçuverdi!

Daha ne olduğunu anlayamadığımız, hakkında iki cümle duyduğumuz Cumhuriyet’in baş gezegeninin yok oluvermesi de bence vermek istediği etkiyi yaratmıyor. Gezegenler yok eden dev bir silahın yaratabileceği gerilimden zerre nasip almıyoruz. Bir de adamlar koskoca gezegeni silaha çeviriyor, bu sırada Cumhuriyet neyle uğraşıyor Allah aşkına? Hiçbir silahı, ordusu, savaş gemisi yok mudur? Bunca zaman haberin olmadı mı bunların ne halt ettiğinden? Bir tek Direniş mi var bunca yıldır?

Tek film olarak yalnız başına düşünürsek zayıf, oldu bittiye getirilmiş ve havada kalmış gibi görünse de ısrarla ve sabırla böyle yaklaşmanın doğru olmayacağı kanaatindeyim çünkü en başından beri bir üçleme olarak planlandığı için bunu bir girizgah, bütünün bir parçası, yalnızca bir giriş olarak izleyip değerlendirmek gerekiyor. Gelecek devam filmleri seriye anlam katacak kanaatindeyim. Her ne kadar 2000’li yıllarda çekilen Episode 1,2 ve 3’ten hazzetmesem de artık ortanca ya da başlangıç üçlemesi olarak anacağımız bu serinin ilk filminin de ne kadar gereksiz hissettirdiğini hatırlatmak isterim.

Episodun Kaç Oğlum? 

Yeni nesil “Star Wars”ı bizim kadar sevmeyecek, en azından seveceklerse de onlara sevdirecek film bu olmayacak. Kylo Ren’in ergen çatışmaları, Supreme Leadar Snoke’un tepeden bakışları Harry Potter’dan Twilight’a kadar bir sürü filmde gördüklerinden farklı değil. Yani, ne yazık ki, Güç Uyanıyor yeni bir şey söylemekten yoksun. Gücün henüz uyanmamış olduğunu söylemek gerekiyor belki de. Zaten filmin sonu da uzadıkça uzuyor ve biraz sarkıyor. Luke görünüyor ama bizi ayaklandırmıyor… Filmin tepe noktası Han Solo ile oğlunun karşılaşması olarak görünüyor. Sanki bitmesi gereken nokta bu ya da bu nokta bir şekilde filmin sonuna taşınmalıydı…

Elbette hep bardağın boş tarafına bakmamız sizi yıldırmasın. Çok keyifli, tekrar tekrar izlenebilecek, bizi yeniden ışın kılıçlarına ve uzay gemilerine aşık edecek bir Star Wars bölümü var karşımızda. En azından bu üçlemenin Episode 1, 2 ve 3’ten daha iyi olacağını umut ediyorum.

Olanlara ve olacaklara dair teorilerimi yazıp da uzatmayalım şimdi, temcit pilavını bilahare yaparız, sağlığımız yerinde olursa en az iki film daha var önümüzde, yeri geldikçe birkaç kelam daha ederiz.

Arkaya serpilmiş İmparatorluk kalıntılarını acayip beğendiğimi de yeri gelmemişken belirteyim.

(Bunu yazı boyunca nereye yazacağımı bilemedim, artık sona gelirken buraya yazayım dedim.)

Bu arada Rey karakterinin kaçmak için “Jedi Mind Trick” yaptığı Stormtrooper’ı Daniel Craig’in canlandırdığını da not düşeyim. Koskoca James Bond, hemen yan sette çekim yaparken beş dakika kaçıp çok sevdiği bu seride yüzünü göstermese de ekstra olmuş.

Çok şey yazdık, çok şey de yazacak kaldı ama yoruldum artık. Kafamı toplarsam önümüzdeki yıl içinde iki film arası biraz daha yazışırız belki…  Herkes konuşuyorken iki kelam etmemiz kaçınılmaz olduğu için dumanı üstündeyken yazayım dedim ancak bana böyle popüler kitle imha silahları ile gelmeyin zira şatosundan inzivaya çekilmiş nostaljik bir dinazorum ben… Haydi bakalım, güç sizinle olsun, şöyle yandan alayım sizi, dikkat edin de çöp öğütücüye düşmeyin…

Star_Wars_Sonunda_Uyandı2“KAY LO REN” sanki Ren’e yana kaymasını söyleyen şiveli bir köylü temennisi gibi değil mi?