İNCELEMELER Kitap

DİSKDÜNYA’ya Giriş ve BÜYÜNÜN RENGİ İncelemesi

DİSKDÜNYA’ya giriş ve serinin ilk kitabı BÜYÜNÜN RENGİ

Her şeyden önce şunu söylemeliyiz ki, üstat Terry Pratchett ile aynı zaman diliminde yaşadığımız ve aynı havayı soluduğumuz için kendimizi çok şanslı hissediyoruz. Biliyoruz, biraz iddialı bir başlangıç oldu ve belki de abarttığımızı düşünebilirsiniz. Fakat Diskdünya’yı keşfe çıktığınızda, ne demek istediğimi anlayacağınızı umuyoruz.

Çok satan listelerinde defalarca girmiş, onlarca ödül almış ve bir kuşağı etkilemiş, fantastik kurgu eserleri sadece birer kitaptan ibaret değildir. Böyle kitaplar, canlı, organik bir yaşam formu gibidir. Yazarın yarattığı evren ve içindeki kahramanlar, akıl almaz bir macerayla sınanır ve o evrende benzi olmayan tecrübeler yaşama şansı elde eder. Bu maceralar kitaplar dolusu dünyada bizleri bekler… Ama söz konusu bu yazar Terry Pratchett ise bu maceralara, normalin üstü absürdlük, ince espriler, komik çıkmazlar ve keskin tarizler ekleniyor.

Diskdünya’dan ve serinin ilk kitabı Büyünün Rengi’nden bahsetmeden önce geçen sene kaybettiğimiz Üstat Terry Pratchett’in hayat hikâyesine kısaca değinmek istiyoruz. Yazar, 28 Nisan 1948’de İngiltere Buckinghamshire’da doğdu. İlk hikâyesini 13 yaşında, ilk romanı ‘The Carpet People’ı 1971’de ve Diskdünya serisinin ilk kitabı olan ‘Büyünün Rengi’ni de 1983 yılında yayımladı ve devamında vefat edene kadar tam 41 kitap tane daha Diskdünya kitabı yazdı.

Hayatı boyunca birçok edebiyat başarısına imza atan ve fantastik kurguya bambaşka ve keyifli bir açıdan bakmamızı sağlayan Pratchett, 2007 yılında Alzheimer hastası olduğunu öğrendi. Hastalıkla uzun süren mücadelesinin ardından 2015 yılında, 66 yaşında “ÖLÜM” tarafından alındı.

DİSKDÜNYA’YA GİRİŞ

disk-dünyaYaratılışı 1983’e uzanan Diskdünya’yı, Büyük Kaplumbağa A’Tuin’i anlatarak başlamak gerekir.

A’Tuin; uzayın engin, yıldızlararası boşluğunda yüzen devasa bir kaplumbağadır. Sırtında Berilia, Tubul, Büyük T’Phon ve Jerakeen adında dört devasa fili, bu dört devasa fil de disk şeklindeki Diskdünya’yı taşımaktadır.

Disk, kendi ekseni etrafındaki ağır dönüşünü tam 800 günde (Krull’lu Reforgule’a göre ağırlığını onu taşıyan fillere dengeli bir biçimde dağıtmak için) tamamlar. Hem Diskdünya, hem de küçük Güneş’i sürekli elips şeklindeki yörüngesinde döndüğünden ve bir disk senesi sekiz mevsimden, (iki yaz, iki kış vb…) ve 26 aydan oluşuyor. İlk 13 ayın sonuna orta yıl deniliyor ve ilk kış mevsimi yaşanıyor. Sonraki aylar ve mevsimler tekrardan aynı sırayla devam ediyor, 26.ayın sonunda da ikinci kış mevsimi yaşanıyor. Disk’in kenar kısımları (kenaryön)  Güneş’e yakın olduğundan daimi bir yaz mevsimi yaşıyor ve sıcak oluyor. Doğru düzgün ısınamayan merkezi (merkezyön) ise yılın büyük kısmını kış mevsiminde geçiriyor ve daha soğuk oluyor.

Sekiz rakamı Diskdünya’nın takıntı yaptığı bir sayıdır. Bir Disk haftasında sekiz gün bulunur, ışık spektrumunda sekiz renk vardır, sekiz sayısı Şeytan’ın rakamı olarak büyücüler için yasak bir sayıdır, insanlar içinde sekiz geçen her şeyden uzak durur, uğursuz olduğuna inanır. Kısacası Diskdünya’da sekiz gizemli bir sayıdır.

DiscworldDiskdünya’nın şeklinden ve kozmolojisinden yeterince bahsettik, azıcık da ‘içindekilerden’ bahsetmek gerekiyor.

Baştan belirtelim ucundan azıcık spoiller vardır ama okuma zevkinizi etkileyecek kadar değil. 

Peki o zaman devam ediyoruz… Halka Deniz’in kıyısındaki Ankh-Morpork, Diskdünya’nın en büyük ve kalabalık şehridir. Aynı zamanda en tehlikeli, karışık ve yozlaşmış şehridir.

Şaşkın ve hırslı sihirbazlar, bildiğimizden biraz farklı, açgözlü ve aptal kahramanlar, ilginç troller, elfler, cüceler, konuşan ağaçlar ve daha fazlası Diskdünya’da sonu gelmez bir çekişme içinde. Kaotik ve tehlikeli şehirler, ilginç şeylere sebep olan güçlü büyü alanları ve elbette acımasız tiranlar da Diskdünya’nın önemli parçaları.

Büyük A’Tuin’in cinsiyetini öğrenmeye çalışan Krull’lu bilim adamlarından, serinin en ilginç karakyerlerinden olan ve acayip bir mizah anlayışına sahip ÖLÜM’e (Evet… Bildiğimiz anlamda Azrail) ve pek sevilmeyen, Diskdünya yaşamından el etek çekmiş (tabi ki kısmen) bir sürü irili ufaklı tanrıya kadar Diskdünya’nın her adımını ve bütün karakterlerini keşfetmek gerekiyor.

RİNCEWİND İLE TANIŞIN “BÜYÜNÜN RENGİ”

RİNCEWİND İLE TANIŞIN “BÜYÜNÜN RENGİ”Serinin ilk kitabı Büyünün Rengi; hırsızların, katillerin, sihirbazların ve kahramanların başkenti olan ikiz şehir Ankh-Morpork ‘daki bir yangın ile başlıyor. Yangından kaçan ve belki de Diskdünya serininin en sempatik karakteri olan sihirbaz Rincewind, Agatean İmparatorluğu vatandaşı turist İkiçiçek ve onlarca minik bacağı olan akıllı ‘Armutağacı Sandığı’ ve bu ikiliği soymaya kalkışan hırsız ve yol kesici Çakal ile ortağı Merkezyöreli Bravd’la karşılaşırlar. Baharatlı acı tavuk ve şarap karşılığında Rincewind, İkiçiçek ile karşılaşması ve sonrasında yangına uzanan hikâyeyi anlatmaya başlar.

Olaylar, Agatean İmparatorluğu’ndan turist olarak gelen İkiçiçek’in, Ankh-Morpork rıhtımlarına ulaşması ve çok kıymetli altın paralarını harcayarak oradan oraya gezmesiyle başlıyor. Tabii şehrin dilencileri, hırsızları ve suikastçıları altın dolu sandığı görünce gözleri ışıldıyor ve bu ‘aşırı’ saf yabancının peşine takılıyorlar. Bu kibar, garip, şaşkın ve hepsinden önemlisi de bir sandık dolusu altın taşıyan yabancı bir anda bütün şehrin ilgi odağı haline geliyor. Bu yabancının yanında ise Diskdünya’nın en beceriksiz sihirbazı Rincewind yer alıyor. İkiçiçek  ile “Patlak Davul” isimli handa karşılaşır ve dostumuz İkiçiçek tarafından rehber olarak tutulur. Agatean İmparatorluğu’ndaki yaşamında, yaşadığı en büyük macerası ve heyecanı, çalışırken mürekkep şişesini devirmek olan İkiçiçek’in amacı, Diskdünya kahramanlarını, sihirbazlarını, sıradan halkın yaşamını ve mümkünse tanrılarını görmektir.

“Ah evet,” dedi Rincewind boş bir sesle. “Harika.” Ama düşündüğü şuydu: Heyecan gördüm; can sıkıntısı da gördüm. Ve can sıkıntısı daha iyiydi.

Dört günlük rehberlik ücretini (altı rhinu, Agatean’da çok olmasa da diyarda inanılmaz bir rakam) peşin alan sihirbaz Rincewind tabii ki hemen kaçmayı deneyecek ve Ankh-Morpork Ataerkinin askerleri tarafından yakalanacaktır. Sihirbaz Rincewind’e şaşkın turist İkiçiçek’i koruma görevi veren (elbette ikna edici bir şekilde) Ataerk’in derdi Agatean ile Ankh-Morpork’un ilişkilerini korumaktır. Böylece Rincewind ve saf turist İkiçiçek’in serüvenleri başlar.

“Evet, efendim. Ben, ee… İlgilenirim. Demek istediğim, ilgilenmeye çalışırım, yani… Şey… Ona göz kulak olmaya ve başına kötü bir şey gelmemesine çalışırım.” Ondan sonra da Cehennem’de kartopu nakliyatı işine girerim, diye ekledi acı acı, kendi kafatasının mahremiyeti içinde.

Tabii ki dostlarımızın maceraları Ankh-Morpork’ta sınırlı kalmıyor.

Dunmanifestin’de ikamet eden Disk tanrıları, peşlerindeki karmaşadan kaçan Rincewind ve İkiçiçek’in yakasını öyle hemen bırakma niyetinde değillerdir. Tanrıların kendi aralarında oynadıkları zar oyununda atılan her zar, ikilinin başına yeni işler açmaktadır.

Diskdünya Tanrıları

Rincewind ve İkiçiçek’in ünlü kahraman Barbar Hrun ile karşılaşması, 8’i gönderen ve ruh yiyen Bel-Shamharoth ile mücadeleleri, Ejderdağı’ndan ve Ejderbinicileri’nden kaçışları öyle eğlenceli atlatmış ki büyük usta Pratchett, 300 küsur sayfayı ne ara bitirdiğinizi anlamıyorsunuz bile. Olaylar ‘en son kurban edilmek istedikleri’ (birçok sefer kurban edilmek isteniyorlar çünkü, önüne gelen bu ikiliyi birilerine kurban etmek istiyor) Diskdünya’nın kenarındaki Krull’a kadar uzanıyor.

Marchesa gerçekten şok olmuş görünüyordu. “Kesinlikle hayır! Neden aklınıza böyle bişey geldi ki? Krull’daki hayatlarınız zengin, dolu dolu ve rahat olacak…”

“Ah, güzel,” dedi Rincewind.

“…Yalnızca, pek uzun sürmeyecek.”

ÖLÜM ve Torunu Susan
ÖLÜM ve Torunu Susan

Bütün bunların yanında, serinin en sevilen karakterlerinden birisi olan ÖLÜM, Rincewind’in canını almak için seri boyunca uğraşır durur ama Rincewind her seferinde bir şekilde ÖLÜM’ün elinden kurtulur. Rincewind’in ölmeyerek evrenin düzenini bozduğunu iddia eden ÖLÜM büyücüye kafayı takar ve onu her yerde takip etmeye başlar.

Bir yandan ÖLÜM’den kaçarken, diğer yandan; kaderin oyunu mu diyelim yoksa İkiçiçek’in tanrı vergisi başını belaya sokma yeteneği mi bilemiyoruz… Olmadık dertlerle uğraşırlar, oradan oraya koştururlar ve inanılmaz bir şekilde Rincewind’in hayatta kalma becerisi, saf İkiçiçek’in şansı ve kırk bacaklı, akıllı armutağacının ısrarlı takibi sayesinde hayatta kalmayı başarırlar.

Kitabın sonunda yazar bizi yığınla soru işaretiyle ortada bırakıveriyor.

Rincewind ile İkiçiçek’e ne oldu? İkiçiçek ülkesine geri dönebilecek mi? Rincewind, atıldığı Görünmez Üniversiteye tekrar girebilecek ve sihir yapmayı öğrenebilecek mi? Ve daha onlaca soru… Neyse ki bütün bu soruların cevaplarını serinin diğer kitaplarında bulabiliyoruz.

Diskdünya serisi aslında kendi içinde birbiriyle bağlı birçok alt seriden oluşuyor. Seriler ayrı ayrı da okunabilir, Deli Dolu Kitapların yaptığı gibi ‘Büyünün Rengi’ ile başlayan seriden başlayan Terry Pratchett’ın tavsiye ettiği seriden de başlanabilir. Serinin ilk kitabı olan ‘Büyünün Rengi’ aynı zamanda ‘Rincewind’ serisinin de başlangıcı. Diğer alt seriler; Cadı Romanları, Ölüm Romanları, Muhafız Romanları, Tiffany Romanları, Sanayi Devrimi, Moist Von Lipvig ve Bilim Romanları serileridir.

Şu ana kadar seriden altı kitap çıktı ama kormayın, Deli Dolu Yayınları serinin kalan kitaplarını da sırasıyla çıkaracak!

diskdünya kitaplarıÜstat Terry Pratchett, o kadar devasa ve ayrıntılı bir dünya yaratmış ki, 41 kitabın her birisinde farklı dinler, tanrılar, kültürler, kahramanlar ve alışkanlıkları görüyoruz. Büyünün Rengi’nde ve diğer kitaplarında; kalıplaşmış dini inanışları, bilindik kahraman ve sihirbaz tabularını, tekdüzeleşmiş ve birbirinin kopyası haline gelmeye başlayan fantastik kurgu karakterlerini ince bir dille, sürekli olarak eleştiriyor. Kitabın başlarında bu iğnelemeler hafif tebessümlere neden olurken, ortalarında kendinizi kahkahalar atarken bulabiliyorsunuz. Üstadın espri ve iğneleme tarzına alıştıkça, her şey daha keyifli bir hal almaya başlıyor ve neden ondan ‘Üstat’ olarak bahsedildiğini daha net görüyorsunuz.

SONSÖZ;

Belki klişe olacak ama bunu söylemek zorundayım. Diskdünya, herkesin, özellikle fantastik kurgu sevenlerin keşfetmesi gereken bir yer. Büyük A’Tuin’in sırtında herkese yetecek kadar yer var.  Üstadın değimiyle, “Diskdünya’yı okumamak, bir köpek yavrusunu tekmelemek gibi olur.”

Yorum Yap

Yorum yapmak için tıkla