Çizgi Roman-Manga İncelemesi İNCELEMELER

Deli Gücük – Zifirname “Bir Anadolu İntikamcısı”

Sizlere her çizgi roman severin bilmesi gereken bir grafik roman olan Deli Gücük’ten bahsetmek istiyoruz.

Çizgi roman sevdasına, lise yıllarımın son demlerini yaşarken kapıldım. Her zaman uğradığım kuruyemiş dükkânının sahibi, artık dergi de satıyoruz deyince çok sevinmiştim. Hemen koca bir dergi yığınını karıştırmaya başladım ve hemen gözüm bir tanesine takıldı. Kapağında ‘Çizgi Roman Dergisi’ yazıyordu, daha fazla ayrıntıya gerek duymadan hemen satın aldım ve okumaya başladım. Derginin ismi ‘Tam Macera’ idi, şu an yayın hayatına devam etmeyen, harika bir dergiydi. Deli Gücük’ü de ilk defa orada gördüm. Hikayesi ve çizimleri olağanüstüydü. Hemen sevmiştim. Ayrıca çizgi romanın logosundan, başkahramanına ve yan karakterlerinden, kurgusuna kadar süperdi. Buna benzer bir Türk yapımı bir iş görmemiştim. Tam Macera, maalesef birkaç sayı sonra kapanmıştı ve içindeki muhteşem çizgi romanları okuma şansım kalmamıştı. Ama Deli Gücük hep aklımın bir köşesinde kalmıştı.

Osmanlı taşrasından korku ve dehşet hikayeleri

2013 yılında bir gün internette gezinirken ‘Deli Gücük Zifirname’yi gördüm. Yaşadığım sevinci hayal edersiniz, yıllar sonra bu çizgi romanı yeniden okuyabilecektim fiyatına bakmadan, cebimde ne kadar var hesaplamadan, satın aldım.

Kaplumbağalı Adam tablosunun bir benzeri olan, Deli Gücük’ün kargalarının her yanı sardığı kapağı şahaneydi. Eve gelir gelmez bir çırpıda okuyup bitirdim.

Deli Gücük: Zifirname, 5 yazar ve 22 çizerin bir araya gelerek yaklaşık iki yılda hazırladığı bir grafik romandır. Deli Gücük serisinin 3.cildidir.

deligucuk_logo‘Grafik Roman’ terimini ilk kez, 1964 yılında Richard Kyle adında bir tarihçi – araştırmacı, yazdığı bir makalede kullanmıştır. 1973 dünyaca ünlü çizer Will Eisner ise bu fikri çok sevmiş ve ilk grafik romanı yazarak çizgi roman dünyasında bir türün öncüsü olmuştur. İçerik bakımından çizgi romandan öyle pek belirgin bir farkı yok. Sadece sayfa sayısı daha fazla ve genelde yetişkinlere hitap eden, görsel ve hikaye zenginliği olmasıyla çizgi roman türünden ayrılabilir. Her ne kadar dünyada bilinen bir tür olsa da, ülkemizde örneklerine rastlamak pek mümkün olmamıştır. Zifirname, bu bakımından belki de ülkemiz için bir ilk özelliği taşıyor olabilir.

Zifirname 2013 yılında raflardaki yerini aldı, kesinlikle okunması, incelenmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Her anı heyecanla okunan ve bir sonraki sayfada “Ne olacak acaba?” diye sorduran 224 sayfalık bir şaheser. Birbirinden farklı isimlerin yazıp ve çizdiği tam 15 öyküden oluşuyor. Hikayeler kısa kısa ama insan şikayet edemeyecek kadar kendinden geçmiş şekilde okurken bunlar fark etmiyor bile. Okurken ilk dikkatimi geçen nokta, kitabın bol ödüllü yabancı grafik romanlardan bir farkının olmamasıydı. Yazar isimlerini gizleyip birisine göstersek türk işi bir kitap olduğunu tahmin dahi edemez. Bu durum biraz üzücü ama daha çok gurur verici, bunu tüm kalbimle söylüyorum. Bu yüzden bu incelemeyi biraz olsun bu harika işe dikkat çekmek için yazıyorum.

Kitaba hayat veren kadronun büyük bir kısmı, özellikle çizeler, dünyadaki ve ülkemizdeki büyük şirketler için projeler üreten çok başarılı isimlerden oluşuyor. Zaten kapağından, son sayfasına kadar buram buram kalite koktuğunu kitabı elinize alır almaz anlıyorsunuz. Bu işin en belirgin tarafı tüm romanın bir yazar ve bir çizer tarafından yazılmamış olması, toplam 27 kişinin yazıp-çizdiği kısa öykülerle dolu dolu bir kitap.

İşte bu işe al atan muhteşem kadro.

  • Kitabın kapağını Kerem Beyit çizdi. Levent Cantek yayına hazırladı.
  • Hikayeleri yazan kalemler; Murat Başekim, Can T. Yalçınkaya, Hakan Tacal, Aziz Tuna C., Ömer Bahri Gördebak.
  • Çizimlerin arkasındaki takımda ise; Sümeyye Kesgin, Soner Tuna, Ayhan Hayrula, Bahadır Yazıcı, İ M. Korkut Öztekin, Uğur Erbaş, Murat Başol, Murat Gürdal Akkoç, Zeynep Özatalay, Sefa Sofuoğlu, Uğur Bülent Sertçelik, Emre Yüce, Kayahan Kaya , Koray Kuranel, Taner Duran, Turgut Demir, A, Ali Can Meydan ve Yıldıray Çınar bulunuyor

Deli Gücük kimdir? Neyin nesidir?

Deli Gücük, Şubat anlamına gelmektedir. Varlığı bilinen ama asla yüksek sesle hakkında konuşulmayan. Şer mi? hayır mı? bilinmeyen. İnsanların doğaüstü varlıklardan çekindikleri gibi, doğaüstü varlıklar da ondan çekindiği ve korktuğu, sayısız yüze ve şekle bürünebilen, etrafındaki yedi kargası sayesinde Anadolu’nun öteki ucundaki toplu iğne başını dahi görebilen ve yıldırım hızında ona ihtiyaç duyanların yardımına koşan ölümsüz bir varlıktır.

Deli Gücük
Deli Gücük

Deli Gücük serileri genellikle Anadolu insanlarına zulmeden, köye dadanmış zalim bir eşkıya, bazen de kötü bir ruh, varlık ya da şehirde yaşayan bir katilden intikam almak için gelen Deli Gücük’ün maceralarını konu ediyor. Deli Gücük ise her seferinde Anadolu insanına yardım edip onları bu belalardan kurtarıyor ve hayır duasını alıyor. Bu maceralarında Deli Gücük’e yedi kargası yardım ediyor. Ona haberler getiriyor, yardımcı oluyorlar. Bazen bir seyyaha yardım ediyor, bazen bir kervanı koruyor. Kimi zaman ise hiç umulmadık bir anda sıkıntı çeken insanların karşısına çıkıp yaşamlarını çekilir hale getiriyor. Halk arasında “ermiş, hak dostu” olarak görülüyor.

Eski çağlarda, Deli Gücük gibi adamların hak tarafından gönderildiğine dair inanç çok güclüydü. Ak Sakallı Dede, Ermiş gibi lakaplar takılırdı. Deli Gücük’ü bu benzerlerinden ayıran en önemli şey ise; o, durduk yere, zevk ya da çıkar için öldürmüyor. O sadece Anadolu halkına zarar verenlerden intikam almak öldürüyor. Hatta biraz spoiler olacak ama yazmadan duramadım bir hikâyesinde, Karın deşen Jack’ in nasıl oluştuğu ve nasıl yok edildiğinin hikayesi bile yazılıp çizilmiş. Anadolu’yla Karın deşen Jack’ in ne alakası var diyorsanız en yakın zamanda bu güzide eseri edinin ve nasıl oluyormuş bunu keşfedin.

Şahsen beni en çok etkileyen hikayeler; Kayıplar Köyünün Masumları, Sakin Bir Gece, Uyuyorlar Alim Uyandırma, Sıcak ve Güzel Evim ve Bitti Eşkıya gibi hikayelerdi aslında hepsi çok güzel ve okumaya değer.

SONUÇ olarak;

Bu eser; Avrupa da, Amerika da çıksaydı bir The Dark Knight Returns gibi efsane olması ve övgülere boğulması içten bile değil. Ama çizgi roman kültürü yeni yeni oturan ülkemizde gereken ilgiyi görmemesi gayet normal. Anadolu insanını anlatan, tarihle harmanlayan ve geçmişe götüren bir işten bile bu az bahsedilmesi çok üzücü. Her neyse kesinlikle çizgi roman seven, grafik roman biriktiren, okuyan, koleksiyonunu yapan herkese şiddetle öneriyorum, tabii baskısını bulabilirseniz, bulursanız hemen yapışın, Deli Gücük’ ün hikayesinin ve çizimlerinin içinde kaybolun.

 


Künye ve Arka Kapak Yazısı

Yayınevi              : Flaneur
Türü                     : Grafik Roman
ISBN                     : 9786056345135
Çıkış Tarihi         : Mart 2013
Sayfa Sayısı        : 220
Fiyatı                   : 27 TL

SATIN AL

Cindir peridir kamdır sürüdür…

Sen daha uyu dur… Sen daha uyu dur…

Bozkırda katilini arayan ölüler, acaib-ül mahlukat ve garaib-ül mevcudat, aysız geceler. Allah’a şükreden kervancılar, anlatanı ölmüş kelebek ömürlü hikayeler. Romanı bilmeyen Doğu, binbir geceyi yaşamamış Batı. Uyuyan tarih, kanun koyan kabus. Kanayan ve kanatan vicdan, yapayalnız bir siyah.

Memleket kokan adalet. Huzursuz seyyah kargalarla konuşan adam, yalan dünya kahrolası hayat*. Deli Gücük, Osmanlı taşrasında, dünyayla, alçaklarla, kendiyle hesaplaşıyor.

Yorum Yap

Yorum yapmak için tıkla