SANAT DÜŞKÜNÜ

Çiğdem Erkal İPEK RÖPORTAJI

Çiğdem hanımın röportajlara sıcak bakmadığını biliyorduk. Ama genede bir şansımızı denemek istedik. Bu kadar değerli bir insan ile söyleşi yapmaktan büyük mutluluk duyuyoruz.  Kabul ettiğiniz için Kurgu Sanat ekibi olarak çok teşekkür ederiz.


Çok klasik olacak ama ben röportaj yapılan kişinin, kendi sözcükleriyle kendini tanıtmasının röportaja hoş bir hava kattığını düşünüyorum. Bize biraz kendinizden bahsedebilir misiniz?cigdem

Bu en sevmediğim soru.  Nedeni kendimle ilgili konuşmaktan hoşlanmamam değil, her soru gibi bu soruyu da ciddiye alıp, ciddi ciddi düşünmeye başlamam…  Kendimden bahsetmem için önce kendimi anlamam lazım çünkü. Bu da çok uzun bir süreç, ölünceye kadar devam edecek.  Yani bence bu soru düşünülmeden sorulan soruların şahikası. Vereceğim -böyle bir röportajda verebileceğim- bilgi ansiklopedik bilgi, bunu kendi sözlerimle versem ne yazar vermesem ne yazar?  Sorunun hakkını vermeye kalksam ömür yetmeyecek. Hiç cevap vermesem? Sabah sabah biraz aksi miyim neyim?


Ursula K. Le Guin, Tolkien ve David Eddings denilince akla ilk siz geliyorsunuz.  Yerdeniz, Şövalye Sparhawk ve Bilbo’yu  sizin sayenizde tanıdık ve sevdik. Peki nasıl başladı bu çevirmenlik serüveni anlatır mısınız?

Çeviriye lisede başladım.  Bu içten gelen bir şeydi.  Basılmamış bir sürü şey çevirdim, bunlara iki koca roman ve bir piyes dahil.  On yıl boyunca çeviri yapabileceğimi kanıtlamaya ve bir iş bulmaya çalıştım.  Tam pes etmiştim ki Ged geldi.  Gerçi nankörlük etmeyeyim,  daha önce Belleten ve Ege Üniversitesi Tarih dergisinde yayınlanmış birkaç çevirim vardı ama ben edebi çeviri yapmak istiyordum ve Ged gelip beni Yerdeniz’e götürdü.


Röportajlarınızda Peter Jackson’ın uyarladığı filmlere pek sıcak bakmadığınızdan bahsetmiştiniz. Özellikle filmlerin, kitapların anlatmak istediklerini layıkıyla aktaramadıklarını düşündüğünüzü eklemiştiniz. (Bazı yayınevleri özellikle film hakları alınmış kitapları çıkartmaya özen gösterir oldu son zamanlarda.) Bu görüşünüz tüm kitap uyarlaması filmler için geçerli mi? Daha başka nelerin doğru yapılmadığını düşünüyorsunuz?

Evet, hepsi için geçerli.  Bence kitaplar okunmak için, senaryolar ise filme çekilmek için yazılır, ya da yazılmalıdır. Kitabın görsel hududu, okuyanın tahayyülüyle sınırlıdır.Ama kitabı filme aktarmaya kalktığınızda, sadece bir kişinin tahayyül sınırlarına hapsedersiniz herkesi ki buna kimsenin hakkı yoktur bence. Bir zamanlar Ingred Bergman’ın otobiyografisini okumuştum.  Hemingway’in, Çanlar Kimin İçin Çalıyor, romanını filme alma serüvenini anlatıyordu. Hemingway filmin çekilmesi için bazı şartlar koşmuş. Mesela bunlardan biri de oyuncu seçimiymiş falan.  Ki çekimler sırasında da yardımcı falan olmuştu yanlış hatırlamıyorsam. Ingred Bergman filmi çok severek çekmiş, harika olduğunu düşünüyormuş, tüm ekip gibi.  Fakat gala gecesi Hemingway 15 dakika zor dayanmış filme.  Ve basıp gitmiş.  Ve izin verdiğine çok pişman olmuş.Y ani bu sadece benim ukalalığım değil, birçok kişi bunun böyle olduğunu düşünüyor. Ayrıca Yüzüklerin Efendisi gibi namütenahi bir hayal alemini sınırlamak bence çok acımasızcaydı.


Toplumun yapısı değiştikçe geçmişte yazılmış kitaplar hakkında da farklı eleştiriler gelmeye başlıyor. Mesela Tolkien’in kitaplarında kadınların yerinin çok az olduğu ya da siyahi insanların hiç olmadığı eleştiriliyor. Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda? Bugünün şartlarıyla o zamanlarda yazılmış bir romanı eleştirmek doğru mudur?

Yani ne diyeyim. Her zaman bu böyle olacak. Her dönem kendi eleştirilerini getirecek. Shakespeare hala konuşuluyor. Ömer Hayyam da aynı! Birileri bir şeyler koyacak ortaya, asırlar geçecek, herkes kendince okuyacak ve kendince yorumlayacak. Bunun da bir sınırı yok. Olması normal. Bu kitap da böyle. Tolkien’in aklına gelmemiş başka türlüsü. Aklına gelen başka türlüsünü yazsın. Ayrıca Ejderha Mızrakları’nda kadın var zannedenler, bir kere daha okusunlar o kitapları.


Yüzüklerin Efendisi serisinde en sevdiğiniz karakter hangisi oldu? Neden?

Aa çok karakter var. Sanki hepsini. Ama Tom Bombadil mesela bende ayrı bir yer tutar. Gandalf’ı da başka bir severim. Bak şimdi deyince öbürleri alınacak. Yok yok hepsini seviyorum. Tom Bombadil’in umursamazlığı hoşuma gidiyordu.


Tolkien, hem kendi jenerasyonundan, hem de diğer jenerasyonlardan birçok yazar ile karşılaştırılıyor. Siz ne düşünüyorsunuz bunlar hakkında? İki yazarı karşılaştırıp birini öne çıkartmaya çalışmak ne kadar doğru?

Yani eleştirmenlerin işi bu. Mesele Huxley de kendi kitabı ile 1984’ü kıyaslıyor. Bunu yaparken bir yere varmaya çalışıyor. Bu tarz mukayeseleri doğru bulurum ama sadece laf olsun torba dolsun diye mukayese etmek tabii ki hoş olmuyor. Yavan kaçıyor.


Çevirdiğiniz kitaplar dışında, ”Şu kitapları okumanızı tavsiye ederim,” dediğiniz kitaplar var mı?

Kitap tavsiye etmeyi hiç sevmem ama şu aralar Huxley diyorum.


Yüzüklerin Efendisi serisinde en sevdiğiniz karakter hangisi oldu? Neden?

Aa çok karakter var. Sanki hepsini. Ama Tom Bombadil mesela bende ayrı bir yer tutar.  Gandalf’ı da başka bir severim. Bak şimdi deyince öbürleri alınacak. Yok yok hepsini seviyorum. Tom Bombadil’in umursamazlığı hoşuma gidiyordu.


Peki, daha çok hangi türde kitaplar okumayı seviyorsununuz? Sevdiğiniz yazarlar kimler?

Bu özel bir soru. Siz bana ruhunuzu gözler önüne serin diyorsunuz. Sermem. Ama şu kadarını söyleyeyim, masallar her zaman için en sevdiğim şeylerdir.


Önceki röportajlarınızda, hali hazırda bir roman yazdığınızı ve bunu bitirene kadar çeviri işlerine ara vereceğinizi söylemiştiniz. Hala aynı düşüncede misiniz? Kitabınız ne durumda, yayınlatmayı düşünüyor musunuz?

Yok işte onu yapamadım. Yani çeviri yapmaya başladım yine. Roman hala yarım. Ama inşallah şimdi elimdeki son kitabı yeni bitirdim, onun kontrol işleri falan bitince romanıma geri döneceğim.


İzmir’de şirin bir sahaf dükkanınız var. Nasıl karar verdiniz sahaf olmaya? Sizi ziyaret etmek isteyenler nasıl ulaşabilir?

Kitaplar arasında yaşamayı seviyorum. Onlar arasında çeviri yapmak da çok huzur verici. İki işimi birbirinden ayrı düşünmüyorum. İsteyen ziyaret edebilir tabii ki beni ama nasıl ulaşacaklarını kendileri bulsunlar.

Editör Notu: Sizi aramaktan biz kurtaralım dedik. Adres: 871 Sokak No:19/ P.57 Kızlarağası Hanı Hisarönü / İZMİR. Kitap almak isteyen izmirli arkadaşların uğramasını tavsiye ediyoruz.

Röportaj: Mahmut Öztürk

Yorum Yap

Yorum yapmak için tıkla