‘Beowulf’ eski, çok eski çağların hatta karanlık çağın kahramanı.

Neil Gaiman’ın sunumuyla başlayan kitap, bizi önce biraz umutsuzluğa itiyor. Çünkü geçmiş çağlardan günümüze Beowulf gibi ne hikâyelerin kaybolduğundan, Beowulf’un içerinden günümüze kadar gelebilen şanslılardan birisi olduğundan bahsediyor. İnsan düşünüyor, ilk mağara resimlerinden ve bilemediğimiz önceki çağlardan beri ne hikâyeler geldi ve geçti ve kayboldu.

Beowulf’un kaybolmamasının en büyük sebebi önce sözlü edebiyatla nesilden nesile aktarılması sonra ise yazıya geçirilebilmiş olmasıdır. 3182 satırdan oluşan bir halk şiiridir ve Beowulf adında bir savaşçının kötülük ile olan mücadelesini anlatır. Bu sözlü edebiyat ilk kez M.S 975 yılında yazıya aktarılmıştır. Bu metin şu anda British Museum’da sergilenmektedir. 1815 yılında ise Grímur Jónsson Thorkelín adındaki bir dilbilim profesörü ingilizceye çevirmiş ve öyküleştirmiştir.

İthaki Yayınları’ndan 2010 yılında çıkan ve Caitlin R. Kiernan tarafından kaleme alınan bu Beowulf öyküsü ise orijinal metni referans alan, Anthony Hopkins, John Malkovich, Angelina Jolie gibi dünya yıldızlarının rol aldığı 2007 yapımı Beowulf filminin kitabıdır. Film ile kitap arasında bazı ufak tefek farklılıklar olsa da gayet başarılı bir uyarlama filmiydi. Ayrıca filmin senaristlerinden birisinin de Neil Gaiman olduğunu biliyor muydunuz?

Kitabın çevirisi ise Özlem Sığırtmaç’a ait, gayet başarılı bir çeviri, kayıp metin yok denilecek kadar az ve bu kitapla ilk kez kitap fuarında karşılaştım. İthaki Yayınları’nın standında R.A. Salvatore üstadın Kara Elf Serisini arıyordum. İki kitabı bulmuş ama ilk kitabını bulamamıştım. Tam o esnada Beowulf’u gördüm. Hemen karıştırmaya başladım ve konusunu okuyunca inanılmaz heyecanlandım. Stant görevlisine kitap ile ilgili sorular sordum aldığım cevaplar harikaydı ve kitabı hemen aldım. Başka kitaplardan bir türlü sıra gelmemişti ve nihayet geçen ay bitirdim.

Beowulf, Eski Dünya’da, eski çağlarda geçen, savaşı ve kötüyle mücadeleyi konu eden bir destan. Çok çok eski bir İngiliz destanı ve Gotlar dan bahsediyor. Vahşi pagan ve Viking savaşçılarını seviyorsanız daha da ilginizi çekecektir. Genelde olaylar Beowulf’un etrafında dönüyor ve destan buna göre şekilleniyor. Bazen ise Beowulf’un baş düşmanlarının yanına ve onun etrafında gelişen olaylara geçiyor. ‘Başlarda hikâye biraz sıkıcı gelir, sonra alışırsınız ve olayların seyrine kapılırsınız.’ Bu sık duyduğumuz çeşitli kitaplar için söylenmiş bir klişe sözdür. Fakat Beowulf’ ta öyle değil merak okuyucuyu güdülüyor, her zaman daha fazlasını bilmek istiyor ve daha çok okuyorsunuz. Gizem tamamen kitabın her yerini kuşatmış durumda, kelimelerin arasından çıkıyor ve çatı katımı tamamen kuşatan bir sis gibi okuyanı sarmalıyor.

Beowulf and the DragonBeowulf, destan boyunca gitgide devleşen bir karakter. Bir taraftan halkı Hristiyanlık dinine geçerken, onu bir pagan (bu kısım orijinal Beowulf Destanı’nda yok. Filme uyarlanırken eklenmiş) ve geleneklerin son savunucusu rolünü üstlenirken görüyoruz. Bir yandan da baş düşmanı Grendel ve annesiyle yaptığı büyülü antlaşma onu içten içe çürütüyor. Hem iyi bir koca olmak, hem de kendinden önceki kralın intiharı sonrası tahta çıktığı için ondan daha iyi bir kral olmak zorunda olan hırslı ama üzgün bir adam olarak görüyoruz. Büyülenmiş ve büyünün etkisi altında bir adam, kral ve büyük kahraman. Tüm bunları yürütmek ve hükmetmek zamanla Beowulf’un üzerinde büyük bir baskı ve sorumluluk yüklüyor. Bu büyük kahramanın da insani özellikleri var ve bu büyük sorumluluk onu acayip bunaltıyor. Üstelik, sonunda onun olan önceki kralın dul eşine duyduğu aşk bile bu bunalımdan çıkmasına yardımcı olmuyor. Bütün bunların üstüne krallığa aniden düşen karanlığı defetmek zorunda kalıyor. Olaylar o kadar hızlı gelişiyor ki ve kitap o kadar hızlı akıp gidiyor ki ne ara bitirdiğinizi anlamıyorsunuz bile, kendinizi hikâyenin içinde buluveriyorsunuz.

Sonuç olarak; kitabın ve dolayısıyla destanın anlatım tarzına bayıldım ve özellikle Fantastik edebiyat seviyor ve benim gibi Karanlık Çağa farklı bir ilgi duyuyorsanız tam da sizlik bir kitap olduğunu düşünüyorum.