İNCELEMELER

2015 PANORAMASI: Bölüm 1 – FİLMLER

Yüksek Şatodan Geçmiş Yıla Bir Bakış…

 Bir Yıl Daha Yaşlandık.

Adettendir, bir geçmiş yıldan yeni yıla yazısı yazılır. Özellikle bekledim ki herkesin gazı bir geçsin, ayın geç kısmına, daha rahat tarafına kalalım biz bize. Gazla değil de sağlam kafayla bakalım daha yeni kapattığımız pencereden.

Koskoca yılda hayatımızı değiştiren o kadar olay oldu ki eminim kitap, film, dizi vb. sosyal hayat boyutunu biraz daha geriye iteledik 2015’te ama onlar olmadan hayatın ne rengi olur ki bizim için… Fark etmedik ama dopdolu bir yılı daha geride bıraktık. Her geçen yılla birlikte kültür alanında üretilen ürünlerin sayısı artıyor. Artık takip edemez hale geldiğimiz için alt türlerde, alt kültürlerde uzmanlaşıp bazı janrları tamamen gözden çıkarıyoruz. Bu yazı öyle olmasın istedim. Elimden geldiğince geniş ve kapsamlı bir yelpaze, tam bir panorama sunma gayretinde olacağım bu yazıda. Elbette sizleri sıkmadan, lafı da çok uzatmadan yazarım bilirsiniz. Bu sebeple gelin birer ya da ikişer cümle ile geçmiş yılın film ve dizi değerlendirmeleri ve yeni yılın ilk günlerinde göz kırpanlara bir bakalım…

(Bazı film ve diziler 2015 içinde başlamış olsalar da etkilerini yeni yıla taşıdıkları için onları en son yeni yılın yükselenleri kapsamında ayrıca değerlendirmeyi uygun gördüm, bu aralar güncel ne izleyelim diye düşünüyorsanız doğrudan oraya bir göz atabilirsiniz.)


Mad Max

madmax

Listemizde herhangi bir alfabetik sıra ya da önem sırası söz konusu değil ancak Mad Max ile başlamasak olmazdı.

Mad Max Fury Road, kim ne derse desin tartışmasız yılın en iyi filmiydi. Eski hayranlar, yeni izleyiciler, herkesin gönlünü kazandı. Bitmek bilmez kovalamaca ve aksiyon sahneleri, muhteşem bir kıyamet sonrası atmosferi ile pek çok geek için eşi bulunmaz bir izlenim sundu.


Star Wars: Güç Uyanıyor

Star Wars’un bu yeni başlangıcı yılın en çok ses getiren sinema uyarlamasıydı. Uzun zamandır fantastik filmlerin rekor dönemi olan Aralık ayında gösterime giren film gücü uyandıramasa da bilimkurgu kokulu bir fantastik olarak yine rekora uzanması şaşırtıcı olmadı. Oyuncakları ve oyunları dört bir yanı sardı, önümüzdeki birkaç yılda adından bolca söz ettireceğini gösterdi.


Marslı

Yılın en çok konuşulan filmi olarak anmakta bir beis görmüyorum bu Mars’ta “survivor” hikayesini… Hele ki Mars araştırmalarının arttığı, güneş sisteminde göz atmadık yer bırakmadığımız bir dönemde manidar bir yapımdı. Kitabın mizahi ve felsefi boyutlarına sahip olmasa da eli yüzü düzgün bir şekilde senaryolaştırılıp uyarlanmış, başarılı bir filmdi. Yalnızca bilimkurgu severler değil her türlü hayatta kalma hikayesinden hoşlananlar için güzel bir izlek sunuyordu. Bir de NASA şu Matt Damon’a harcadığı parayı insanlığın yararına harcasa çok çok uzak gezegenlere gitmiştik gibi geliyor ama…


Inside Out

Üzerinde durup uzun uzun konuşulacak ve yazılacak, son dönemin en yaratıcı animasyonu. Küçük büyük herkesin gönlünde taht kuran bu içimizdeki “duygular” şahsına münhasır halleriyle hem bize güzel dersler veriyor hem de uzun süre gönüllerimizin tahtına oturuyor. Son filmi ile popüler kültür malzemesine dönüşmüş olan minyonlardan kat ve kat daha iyi olduklarının da altını çizmek gerek.


Ex Machina

Ex Machina

Yapay zeka üzerine bu yıl da üzerimize düşenin fazlasını aldık. Ex Machina, ayağı yere sağlam basan hikayesi ve gizemli atmosferi ile benzerleri arasında en fazla öne çıkan yapım olarak sivriliyor ve bizi yine bir yapay zekaya karşı hem sevgi hem de korku hissedebilecek bir konuma oturtuyor.


Chappie

Chappie

Yılın en eğlenceli ve en duygusal robot filmi diyebiliriz Chappie için. Her ne kadar bir distopya içinde karanlık bir öykü anlatsa da bir çocuktan farklı olmayan ruhu ile bizi bolca duygulandıran Chappie farklı yaklaşımı ve Amerika dışından türe bir katkıyla türü sevenlerin kaçırmaması gereken bir yapım olmuş. (Bu tarz filmleri seviyorsanız bir önceki yıl yani 2014’te gösterime giren Antonio Banderas’lı Automata ya da göz atabilirsiniz.)


Mission Impossible: Rogue Nation

Mission Impossible_Rogue NationModern uyarlamaları Tom Cruise ile adeta Bond filmlerine dönüşmüş olan ‘Görevimiz Tehlike’lere pek ısındığımı söyleyemeyeceğim. Elbette kişisel olarak beğenmemiş olmam filmi kesinlikle kötü yapmıyor. Özellikle ajan ve aksiyon filmleri sevenler için serinin en iyi filmi olmasa da doyurucu bir seyirlik vadediyor. Çok düşünmeden, aksiyona kendinizi bırakıp izlemek için ideal.


Furious Seven

fast

Başrolünü kaybeden serinin adeta bir anma törenine dönüşerek izlenme rekorları kırması anlaşılabilir ancak araba tutkunları dışında filmdeki tek ilginizi çekebilecek detay seçme oyuncuları; Vin Diesel, Jason Statham, Dwayne Johnson, Michelle Rodriguez vasat oyunculuklarına rağmen filmi izlettiren yegane öğe… Bunun dışında sıradan bir aksiyon filminden ötesi değil.


Jurassic World

giphy

Ellerini kaldırarak dinozorları durduran Chris Pratt pozu dışında devraldığı mirasa yeni bir şey katmayan Jurassic World biraz daha büyük ve biraz daha akıllı canavarları biraz daha iyi efektlerle sunmak dışında başka bir şey vaat etmiyor. Eski filmleri ve dinozorları seven genç izleyiciler dışında da başka bir kitle hedeflemiyor gibi geldi bana. Ülkemizde olmasa da Amerika ve Avrupa izlenme rakamları bence modası geçmiş ve gereğinden fazla kullanılmış olan dinozorların hala sattığına işaret…


The Good Dinosour

The Good Dinosour

 

2015’in en sıcak animasyonu diyebilirim. Sade dili ve basit ancak etkili hikayesiyle büyükleri de küçükler kadar etkiliyor.


The Lobster

the lobster

Üzerine makaleler yazılacak bir film Lobster ancak iyi bir film mi kötü bir film mi ona karar verebilmiş değilim. Yenilip yutulması zor distopik iddiası ve Colin Farrell’in iyi perfomansıyla film sizi sürüklemeyi başarıyor. Kara komedi, gerilim ve distopik dram filmleri ile ilgilenenler dışında sıkıcı ve garip olarak tanımlanacağı kanaatindeyim. Kimse yalnız olduğu için hayvana dönüştürüldüğü bir dünyada yaşamak istemez herhalde… Yine de 2015’in izleyiciyi en kararsız bırakan filmi olarak nitelendirebiliriz.


The Hateful Eight

The Hateful Eight

Tipik Tarantino, ancak artık sonlarına mı fazla alıştığımızdan, film boyunca bizi bu kadar sürükledikten sonra zayıf bir sonla baş başa bırakmış gibi. Tablo gibi sahneleri ve eşsiz müzikleri ile daha ilk andan itibaren sizi bir kovboy dünyasına sokuveriyor. Bir de seçme oyunculardan değme performanslar karşınıza çıkınca hikayedeki birkaç aksayan yanı ve anlatım tarzındaki zayıflığı göz ardı edebiliyorsunuz. Tarantino’nun en iyi filmlerinden değil ancak göz atılmayı hak ediyor.


The Revenant

Leonardo Di Caprio yine Oscar için film sipariş etmiş. Inarritu müthiş görüntülere, seslere ve çarpıcı bir hikayeye imza atmış yine ancak Di Caprio biraz “fazla oyunculuk” mu yapmış acaba? Yer yer ağırlaşmasına ve odağından uzaklaşmasına rağmen klasik bir kitap gibi klasik bir film olmuş Revenant’ı da Oscar döneminde bol bol anacağız gibi…


Creed

Creed2Son birkaç filminde bence ciddi bir düşüş yaşamış olan Rocky serisine itibarını geri getiren film diyebilirim gönül rahatlığıyla. Asıl kahramanın Rocky olmadığı bir Rocky filmindeymiş demek ki hikmet. Stallone’un son çeyrek yüzyıldaki en iyi oyunculuğu olabilir, yan rolde devleşmiş…


Bridge Of Spies

Senenin iyilerinden ancak Spielberg artık dönem filmi sevdasından çıkmalı. Şablon bir öykü ve şablon karakterlerle ilerleyen derli toplu ve güzel bir film olmaktan öteye geçmemiş. Çarpıcı, şaşırtıcı ve etkileyici değil ne yazık ki…


Spectre

Spectre

Skyfall’dan sonra biraz zayıf kalmış ve bir ajan filmi için yeni bir şey söylemekten yoksun. Heyecanlandırmıyor, şaşırtmıyor. Beklentilerinizi düşük tutarsanız keyif alabilirsiniz belki.


Ant-Man

Ant-Man

2015’in en eğlenceli süper kahraman filmi. Arsız emekli hırsız, sakar yeni süper kahraman. Bir süper kahraman filminden aradığınız pek çok şeyi bulacağınız eğlenceli bir film. Çok şey beklemeden başına oturun ve eğlenceli bir kaç saat geçirmeye hazırlanın.


It Follows

It Follows

Korkunun yeniden yorumlanması adeta. Çarpıcı ve ilginç bir fikirle bizi uzun süre ayakta tutan bir film olmuş. Belki bir süre sonra kült olarak anılabilir ancak tanımlayamadığım bir tıkanıklığa sahip, ilerledikçe derinliğini, gizemini ve gücünü yitiriyor. Bir Halka ya da Göz değil ne yazık ki…


What We Do In The Shadows

 

(2014 tarihli bir film olsa da ben 2015’te keşfettiğim için bu listeye aldığım bir istisna oldu…)

what we do in the shadowsSenenin en matrak ve ironik filmlerinden. Özellikle vampir, kurt adam vb. gotik temalı bir parodi, bir karanlık komedi izlemek istiyorsanız kaçırmamanız gerek. Son yılların en sessiz yıldızı diyebilirim.


Beasts of No Nation

 

Afrika’ya dair filmleri severim. O bize bir o kadar uzak ve bir o kadar da yakın bir coğrafyadır. 2015 yılının Afrika güzellemesi diyeceğim Beasts of No Nation ise hak ettiği ilgiyi henüz bulamamış bir film olduğu kanaatindeyim. Idris Elba gerçeğini de göz ardı etmemek gerek… Çocuk oyuncular da kadar Elba da muhteşem performansıyla parmak ısırtıyor. Yılın en Afrikalı filmi diyelim…


Avengers: Age of Ultron

Hayal kırıklığı. Marvel’in şişmeye başlayan balonunun ilk sinyali. Keza bu kadar zengin süper kahramanları bir araya toplayıp ilk filmin çok benzerini çekmenin bir alemi yoktu kanaatindeyim. Nerede çekişmeleri, nerede didişmeleri, nerede bu filmin eğlencesi? (Guardians of The Galaxy’i birkaç kez izlemeleri lazım… Umarım Deadpool ile gönlümüzü alırlar keza Captain America: Civil War’dan da beklentim düşük…)


Everest

Everest

Heyecanlandırmayan, duygulandırmayan, amacını anlayamadığım bir film olmuş Everest. Buraya yılın en kötülerinden biri olarak ilan etmek için aldım. Kara listenin başlarında geliyor… Belki de iyi oyuncu kadrosu, iddialı konusu ve fragmanı bizi yüksek beklentilere gark ettiğinden.


Terminator Genisys

Terminator Genisys

Her ne kadar Arnold’u Terminatör olarak görmek yürek hoplatsa da olmamışlar kategorisinde. Kötü değil ancak çok bir şey vaat etmediği de ortada… Yılın en vasatı diyelim.


Fantastic Four

Fantastic FourYılın en kötü süper kahraman filmi Fantastik Dörtlü, tartışmasız. Hatta ne kadar kötü bir süper kahraman filmi yapılabileceğinin en iyi örneklerinden… Neden bu filme gerek duyduklarını anlamış bile değilim. Belki Marvel haklarını geri alıp kendi evreni içerisinde kurgulasaydı biraz daha eli yüzü düzgün olabilirdi. Gerçi önceki filmler de pek matah sayılmaz, zaten adında Fantastik veya Dörtlü geçen şeylerden uzak durmam gerektiğini öğrenemedim gitti.


Spotlight ve The Big Short

The Big ShortSpotlight

Konu olarak apayrı olsalar da kategori olarak yakın gördüğüm için tek başlığa aldım. Gerçek olayları anlatan en iyi didaktik filmler olmuş kanaatindeyim; biri ekonomik kriz öncesi dönemi, bir diğeri ise din adamlarının çocuk istismarlarını ortaya çıkaran gazetecilerin yaşadıklarını anlatıyor, hayatta neye dikkat etmemiz gerektiğinin altını kalın çizgilerle çizerek bize anlatıyor. İki filmde ukala bir duruş sergilemeden gerçekleri gözleri önüne seriyor. Yılın en öğretici filmleri…


Kanaatimce olmamış dediğim ya da kötü bulduğum diğer filmler; Pan, Crimson Peak, In The Heart of The Sea, Scouts Guide To Zombie Apocalypse, Deathgazm…

Elbette iş güç, hayat gailesi derken her filmi izlememiz de mümkün olmuyor. Yine de dikkat çeken, ses duyuran ancak izleyemediğim, sırasını bekleyen bir iki filmi de zikredeyim; Sicario, Anomalisa, The Room, The Walk, Steve Jobs, Irrational Man… İlk fırsatta izlenecekler listemde.

 2015 PANORAMASI “BÖLÜM 2 – DİZİLER” ile devam edecek…